Sanatla Yaşam
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ZİYARETÇİ SAYACI

Zeynep Doruk

Zeynep Doruk

Tarih 18 Eylül 2019, 21:51 Editör admin

Hikâyelerim unutulmasın diye


Sertab Erener’in vokalistliğini yapan, Attila Özdemiroğlu’nun önderliğindeki İstanbul Gelişim Orkestrası’nda solist olarak yetişen Zeynep Doruk, ilk albümünü müzikseverlerin beğenisine sundu.

[Haber görseli]Zeynep Doruk ilk albümü “Unutmasınlar”ı müzikseverlerin beğenisine sundu. Sekiz şarkının yer aldığı albümdeki parçaların çoğunun söz ve müziği Doruk’a ait.
Albümün sürprizi, Ajda Pekkan’ın stüdyoda seslendirdiği, ancak hiçbir albümünde yer almayan, Fikret Şeneş’in sözlerini yazdığı “Kim Derse Ki” ve Doruk’un tarzının dışında yorumladığı “Deli Düş”. Mustafa Karahan prodüktörlüğünde ve Nevzat Yılmaz aranjörlüğünde tamamlanan albümde, Doruk’a ait beş şarkı yer alıyor. Genç şarkıcının “Unutmasınlar Aşkım” adlı parçasına çektiği klip tamamlandı, ikinci klip ise yolda. Doruk’un Stüdyo Arı’da kaydedilen ilk albümü “Unutmasınlar”da, davul Cengiz Tural, basgitar Eser Ünsalan, elektronik ve akustik gitar Gültekin Kaçar, klasik gitar Evrim Arslan, yaylılar İstanbul Strings tarafından çalındı. Albümün mix ve mastering’i Arıkan Sırakaya’ya ait. Vokallerde, Tuba Önal ve Sibel Gürsoy Genç yer alıyor.
Doruk ile gazetemizde buluştuk. Cıvıl, cıvıl, heyecanlı bir o kadar da samimi olan Doruk ile yeni albümünü konuştuk.

Müziğe nasıl başladınız?
Ben aslında kendimi bildim bileli bir şekilde amatörce ilgileniyordum, ilk müzikle gerçek temasım 14 yaşında Amerika’da gittiğim müzik okulunda oldu. Yaz okulunda. İlk orada nefes almak nedir, nota nedir, diyafram nasıl kullanılır, hangi teknikler vardır gibi şeyleri öğrendim. Türkiye’ye döndüm tekrar, İtalyan Lisesi mezunuyum, sonrasında İtalya’da “Edebiyat, Müzik ve Gösteri Sanatları”, okuduktan sonra yine buraya geldim ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne tam burslu girdim, orada da Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi’ni yüksek onurla 2’ncilikle bitirdim. Bolca şan dersi aldım, bolca kendimi geliştirmeye çalıştım, bolca konsere gittim...
İstanbul Gelişim Orkestrası’yla profesyonel olarak başladım, o zaman 19 yaşımdaydım, 4 sene onların solistliğini yaptım, sonra Ajda Pekkan vokalistliğine geçtim, sonra Yalın, en son Sertab Erener. Sertab’la da 10. senemize girmek üzereyiz, uzun bir süredir beraberiz. Hâlâ devam ediyoruz.

Bu ilk albümünüz ve görüyorum ki heyecanınız yüksek. Albüm için uzun bir süre olmuş, neden bu kadar beklediniz?
İlk albümün heyecanı çok yüksek, çünkü evet çok bekledim ben bu albümü. Daha önce çok girişimim oldu bu albümü istediğim gibi gerçekleştirebilmek adına, başka prodüktörlerle çalıştım, başka şirketlerle çalışmaya çalıştım. Bunlar acılı, sancılı sürelerdi ve neticede benim albümüm bir türlü çıkamadı. Aslında, galiba bu iş olmayacak deyip albüm fikrinden vazgeçmiştim tam şirketimle çalışmadan önce. Dolayısıyla kendi içinizde o uzun süreci geçirdikten sonra, sonra da hayallerinizi gömmeye karar verdikten sonra böyle bir şey olması benim açımdan çok mucizeviydi. Sonra yapımcım Mustafa Karahan’la karşılaştım ve benim şarkılarıma çok güvendi, hepsini teker teker dinledi, sevdi. Herkesin tekli çıkardığı bir zamanda dedi ki “Hayır, bu şarkılar bir albümde toplanmayı hak ediyor. Çünkü başından sonuna bir hikâyesi var.” Şarkıların çoğunu ben yazdım, ya sözlerinde ya müziklerinde bir şekilde katkım var ve tabii hikâyelerinde... Çünkü benim hikâyelerim... İki tane cover parçam var, bir tane de Pınar Uludağ’ın “Altı Yaş Saflığı” diye bir şarkısı var ki o da benim yazmış olmayı istediğim şarkılardan biriydi. Cover’layacağım şarkıları, ya da başkalarının şarkılarını söyleyeceksem kendi hikâyemle bir şekilde uyuşmaları gerekiyor ki onları da albüme katabileyim. Dolayısıyla benim için her şeyden önce çok iyileştirici bir süreç, istediğim gibi istediğim şekilde şarkılarımı sunabildiğim için çok heyecanlıyım.

Albümdeki parçaların hepsi çok kıymetlidir, ama sizin için anlamı daha başka olan bir şarkı vardır mutlaka. Bizimle paylaşır mısınız?
“Altın Kafes” benim hayatımda yazdığım ilk şarkı, bir anda geldi, çok sıkıntılı olduğum, canımın sıkkın olduğu bir dönemde bir anda gözyaşlarıyla benim içimden fırlamış bir şarkı. İlk benim “Demek ki ben beste yapabiliyorum, demek ki söz yazabiliyorum”u anladığım bir şarkı. Her şey onunla başladı, şarkı yazmam onunla başladı, o yüzden bütün şarkılardan biraz daha ayrı bir yerde duruyor benim için. Aslında bir “Altın Kafes”ten bahsediyor, güvenli bir alan, ama bu güvenli alan dediğimiz şeyler bizi hayatta, bazen bir yere sıkıştırabiliyor ve adım atmamızı engelleyebiliyor, özgürce var olmamızı engelleyebiliyor ve insanın bunu fark edip, bunu değiştirmek için adım atıp, sonra da o güvenli, kendine koyduğu o altın kafesten çıkabilme hikâyesini anlatıyor. Özde böyle bir şey, herkes bunu kendi içinde yorumlayabilir. Ben şarkıyı ilk yazdığım zaman babama dinlettim mesela, babam “Evi mi terk ediyorsun?” dedi. Çünkü onun için altın kafes oydu, erkek arkadaşım dedi ki “Beni mi terk ediyorsun?” Ben kendi kendime söylediğim zaman o başka bir kalıp değiştirme, kabuk değiştirmek oluyor. Aslında dinleyen herkesin kendi içindeki yorumuna bırakıyorum.

Albümün adı neden ‘Unutmasınlar’?

Albümde “Unutmasınlar Aşkım” diye bir şarkım var, o da benim çıkış şarkım zaten. Nakaratındaki bir kelimeden doğdu. “İlk albümüm unutmasınlar”a da selam çakıyor gibi, çünkü aslında çok unutulmayı göze almıştım, hiç tanınmamayı da göze almıştım; ama madem bu kadar emek, bu kadar gözyaşı, bu kadar çile var ve sonuçta madem bu kadar inanç var, o zaman “Unutmasınlar” olsun dedik.

Bu haber 154 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

SOYLEŞİ

Küçük büyük dev adam

Küçük büyük dev adam Naim Süleymanoğlu

Asfaltın Kralları

Asfaltın Kralları Saf adrenalin!
ÖĞRETMENLER GÜNÜ YAKLAŞIRKEN21 Kasım 2019

HAVA DURUMU

GİRESUN

SİTE ÖNERİLERİ

___www.sanatadair.com___


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi