Sanatla Yaşam
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ZİYARETÇİ SAYACI

Kandemir Konduk

Kandemir Konduk

Tarih 02 Ağustos 2020, 02:44 Editör admin

Yerli film çekiyoruz

Yerli film çekiyoruz
Yerli film çekiyoruz
Ünlü senarist Kandemir Konduk bu hafta SÖZCÜ HaftaSonu'ndaki köşesinde yine ilginizi çekecek bir hikayeyle karşımızda.
 

Bizim yan dairedeki kom­şumuz Hayri Bey'in oğlu Mert, bu yıl okulunu bitirip televizyon yönetmeni oldu. He­men de iş bulup başlamış bir dizi çekmeye… “Ne şanslıymış” falan derken bir de duyduk ki, senarist korona olmuş, iyileşmek üzereymiş ama tedavisi sürüyor­muş. Üstelik çekim yaptıkları eve de salgın yüzünden bunları artık sokmamışlar.

Sabahleyin fırından gelirken Mert karşıma çıktı, “Cavit Amca, bu akşam Nimet Teyze'yi ve Eda'yı alıp bize gelebilir misiniz?” dedi. Şaşırdım tabii… “Karımı, kızımı alıp size geli­rim de, niçin bunu istiyorsun Mert?” dedim. Açıkladı çocuk­cağız; dizide eksik kalan bir kız isteme sahnesi varmış, biz kız tarafı olacağız, annesi, babası, yeğeni de oğlan tarafı olacak. Bu sahneyi kendi evlerinde çekecekmiş.

VE ÇEKİM BAŞLAR…

Eve gelip bunları anlatınca bizim hanım sevinçten havalara uçtu “Heeyt!.. Sonunda biz de bir dizide oynıycaz Cavit!..” diye kahkahalar atarak boynuma sarıldı. Yahu, sanki Hollywood'dan teklif aldık! Gürültümüze kızım odasın­dan çıkınca karım ona da müjdeyi verdi: “Eda!.. Eda, dizide oynu­yoruz hep beraber!”

Akşam giyinip kuşanıp yan daire­deki komşumuzun kapısını çaldık. Mert, ayaklı kameranın arkasın­dan “Hoş geldiniz” dedikten son­ra yan yana oturan anne-babasının ve yeğeninin karşısındaki kanepeye de bizi oturttu.

“Biliyorsunuz, kız isteme sırasında hep aynı konuşmalar yapılır. Önce havadan, sudan, sonra da Allah'ın emri, Pey­gamber'in kavli, falan… İşte bu sahneyi çekicez. Babamlar oğlan tarafı, Cavit amcalar kız tarafı” dedi ve biraz sonra çekim başladı. İlk lafı Hayri Bey söyledi: “Havalar da maşallah çok iyi gidiyor.” Ben de “Yaa, öyle, çok şükür…” derken, bizim hanım atıldı: “Ne çok şükürü ayol, İstanbul'un içine ettiler, betondan kuleleri dike dike rüzgarı kestiler, yandaş mü­teahhitler yüzünden leş gibi hava soluyoruz…”

“Kes-tiik!..” diye bağıran Mert'in sesiyle irkildik. Meğer “Kestik” deyince çekim duruyor­muş. Yönetmenimiz yumruklarını ve dişlerini sıkarak ama kibar olmaya çalışarak karıma “Nimet Teyze, hiç dizilerde böyle ko­nular konuşulur mu? Bir dü­şün yaa…” dedi. Bizimki de sanki Türkan Şoray… “Haklısın, hocam bu sahneyi yeniden alalım” demez mi… Neyse tekrar çekime geçtik. Hayri Bey, konuya girmek için şöyle dedi: “Efendim gençler birbirlerini tanıyıp sevmişler ve evlenmeye karar vermişler.”

Karısı da güya onu destekledi: “İkisi de evlenme çağı­na gelmişler. Çocuk değiller ya; kimi sapıklar çocuk yaşta evlilik olsun diye res­mi makamlara başvurmuş.”

“Kestiik!..” diye bağıran Mert, saçını başını yolar­ken “Anne be, başka konu mu yok, resmi makamları falan ne karıştırıyorsun yaa!..” diye inliyordu. Yönetmenimizin sakin­leşmesini bekledikten sonra çekim başladı. Bu sefer ilk lafı bizim hanım söyledi: “Bunların düğü­nünde hatıra videosu çekelim, inşallah onu da yasaklamaz­lar. Baksana, baştakiler sosyal medyayı yasaklamayı düşünü­yorlarmış.”

GÜYA ROL YAPTI

Mert'i olduğu yerde sürekli zıplar­ken gördüm. Bir yandan da “Beni delirtecek misiniz be, dizilerde böyle laflar olur mu?” diye avaz avaz bağırıyordu. Neyse, annesi yüzüne kolonya sürünce çocuk to­parlandı, yine çekime devam ettik. Hayri Bey derin bir nefes alıp “Efendim, Allahın izni, Pey­gamberin kavliy­le kızınızı oğlu­muza istiyoruz” dedi. Bizim kız da kırıtarak güya rol yaptı “Oğla­nın arabası kaç model, markası ne” diye sordu. Annesi de onu des­tekledi “Kızım haklı, metrobüse, minibüse bine­cek değil ya, araba şart” dedi. Hayri Bey'e baktım, boynunu bükmüş, ezikçe konuşuyor; “Efen­dim, şu anda araba alamayız. Oğlumuz üniversiteyi bitireli iki yıl oldu hala bir iş bulamı­yor. Ülkede milyonlarca genç işsiz var, biliyorsunuz” dedi ve kıyamet koptu. Mert kamerayı bırakıp Hayri Bey'in karşısına dikildi, “Baba sen ne diyorsun ha, ne diyorsun?” diye haykır­maya ve kendi sakalını yolmaya başladı. Annesi de oğluna hak ve­rip kocasına söylendi: “Hayri, di­zilerdeki gençlerin çok şükür işi-gücü var. Olmayanların da ailesi zengin ya da kendileri mafyada görevli. Nereden çıkarttın milyonlarca işsiz varmış da, bilmem ne de…”

NE GÜLMESİ BE…

Çekim tekrar başladı. Hay­ri Bey başından beri sürekli sırıtan damat adayını göstererek “Efendim, oğlumuz gördüğü­nüz gibi çok güler yüzlü bir gençtir” dedi. Serap Hanım da “İnşallah evlerinde hep güle söyleye yaşarlar” deyince bizim hanım birden kızdı, “Ne gülmesi be, milletin suratı bir karış, kimse geçinemiyor, mutfaklar­da yangın var” dedi. Ve “Kes­tiik!..” diye bağıran yönetmene dönüp bakınca, onu ip atlar gibi yapa yapa tavana doğru dilini çıkartırken gördük. Hep birden endişelendik tabii, fakat annesi on dakika kadar kolonyayla şakaklarını ovunca oğlan kendine geldi. Çekim başlayınca Hayri Bey bana baktı “Anladığım kadarıyla kızınızı oğlumuza vermeye razısınız efendim” dedi. Ben de artık pot kırmamaya çalışarak kendimi iyice rolüme kaptırdım. “Hayırlısı olur inşallah. Sağlıklı, mutlu ve bolluk içinde yaşasınlar. Bu pahalılıkta kolay değil tabii” dedim ama lafı orada kesemiyo­rum ki; “Ona vergi buna zam yapa yapa, vatandaş soyulmuş hıyara döndü” deyiverdim. İşe bak, Hayri Bey benden beter çıktı “Hep kendi taraflarını ihya et­tiler. İşçi-memur-çiftçi perişan Cavit Bey” dedi.

“Hayri Bey, onu bırak, memlekette satılmadık bir şey bırakmadılar…”

“Ya hukuk ya adalet? İşimiz çok zor Cavit Bey!”

“Eğitim sistemi korona döneminde altüst, Hayri Bey. Ben­ce, öncelikle…” derken kolumu çimdikleyen karımla burun buruna geldik. “Sus artık, bak çocuk bayıldı” dedi. A-aa!.. Bak­tım bizim yönetmen yerde yatıyor, annesi de yanına çökmüş oğlunu ayıltmaya uğraşırken kocasına ve bana avaz avaz ağzına geleni söylüyor:

“İkinize de yazıklar olsun, aslan gibi oğlumu sinirden bayılttınız… Ayol, televizyon dizisinde hiç Türkiye'de yaşa­nanlardan söz edilir mi? Adı yerli dizi ama olaylar başka gezegende geçer! Niye gerçek­leri anlatsınlar be, gece vakti milyonlarca vatandaşın uy­kusu mu kaçsın? Böyle güzel güzel şeyler izletip güzel güzel seyirciyi uyuturlar… Bu yaşa gelmişsiniz ama bundan bile haberiniz yok… Yuh olsun ikinize de…”

Bu haber 412 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KİTAP DÜNYASI

Ozanın Günü ve Homeros Okuma Etkinliği

Ozanın Günü ve Homeros Okuma Etkinliği Ozanın Günü ve Homeros Okuma Etkinliğ

Haftanın Kitapları Özkan Saçkan

Haftanın Kitapları Özkan Saçkan Haftanın Kitapları Özkan Saçkan'ın kaleminden Haftanın Kitapları...
''haber bülteni''09 Ağustos 2020

HAVA DURUMU

GİRESUN

SİTE ÖNERİLERİ

___www.sanatadair.com___


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi